Şehir
 Belediye
 Veriler T.İ.K. dan Sağlanmıştır
 
EPosta
Şifre
   Hatırla
  Giriş yapın !
üyelik

    Şehir Bilgisi 
Nüfus 416.001
İlçe 6
Belediye 20
Köy 234
Seçmen 151.958
M.Vekili 3
Tlf. Kodu 486
Harita
Valilik
Vali Ali YERLİKAYA
Web http://www.sirnak.gov.tr
Telefon 0 (486) 260 20 07
Fax 0 (486) 216 11 88
E-Posta sirnak@icisleri.gov.tr
Belediye
Başkan AHMET ERTAK
Web http://www.sirnak.bel.tr
Telefon 0 (486) 216 12 05
Fax 0 (486) 216 12 14
E-Posta ahmet_ertak@mynet.com
Tarihçe
    

Şırnak ili tarihsel olarak çok eski bir geçmişe sahiptir. Şırnak ili Katip Çelebi’nin 17. yüzyılda yazdığı “Seyahatname” ve tarihi rivayetlere göre Nuh Tufanı öncesine dayanır. Bu rivayetlere göre Cizre, tufandan sonra ikinci kez Hz. Nuh (AS) ve oğulları tarafından inşa edilirken Cizre’nin kızgın sıcağından korunmak için, Şırnak yazlık ve yaylak olarak inşa edilmiştir.

Şırnak, Nuh’un Gemisi kalıntılarının olduğu öne sürülen Cudi Dağı’nın Kuzeyinde Şehr-i Nuh adıyla kurulmuş, önceleri Şerneh, daha sonraki yıllarda ise Şırnak adını almıştır. Şırnak ili tarihte bir çok önemli devletin başkentini kendi topraklarında barındırmıştır. Birinci Babil devletinin başkenti BABİL(Kebeli Köyü) Cizre sınırları içindedir. Aynı zamanda Guti (GUDİ) imparatorluğunun başkenti olan BAJARKARD Silopi ilçesi topraklarındadır.

Şırnak; Guti, Babil, Med, Asur, Pers, Sasani, Emevi, Abbasi, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde Cizre’ye bağlı bir yerleşim birimi idi. 1913 yılında ilçe olmuş ve Siirt iline bağlanmıştır. Bu konumu 1990 yılına kadar sürmüştür. 18.05.1990 tarih ve 20522 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 16.05.1990 tarih ve 3647 sayılı yasa ile il statüsüne kavuşmuştur. İle bağlı altı ilçe bulunmaktadır. Bu ilçeler Beytüşşebap, Cizre, Güçlükonak, İdil, Silopi ve Uludere’dir.

İle bağlı altı ilçenin tarihleri geçmişlerine ilişkin bilgi aşağıda verilmiştir.

Beytüşşebap ilçesi; ilçe oldukça eski bir yerleşim birimidir. Beytüşşebap, Beyt ve Şebap kelimelerinden elde edilmiş Arapça bir birleşik isimdir. Gençlerin evi anlamındadır. Beytüşşebap tarihi eskilere dayanır. TA’NİN Dağlarından M.Ö.1000-7000 yılları arasında Neolitik dönemlere ait kayalara kazınmış resim ve kompozisyonların bulunması, ilçede 12.000 yıl öncesi insanların yaşadığı ve yerleşik bir düzenlerinin olduğunu gösterir.Tarihi süreç içerisinde ilçeye sırasıyla, Hurriler, Mittaniler, Asurlular ve Urartular egemen olmuşlardır. İlçe, 1054 yılında Selçukluların, 1514 yılında ise Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altına girmiştir. 1855 yılında Erzurum, 1865 yılında Van İline bağlanmıştır. 1887 yılında İlçe olan Beytüşşebap, 1926 yılında Siirt, 1936 yılında Hakkari ve 16.05.1990 tarih ve 3647 sayılı yasa ile Şırnak İline bağlanmıştır.

Cizre ilçesi; Cizre M.Ö.4000 yıllarından itibaren Gerzubakarta adıyla Guti devleti hakimiyeti altındadır. Gutiler döneminde ilk Cizre suru yapılmıştır. Cizre M.Ö.1894 yılında l.Babil Devleti yönetimine girmiştir. Babil Cizre’ye 22 Km mesafededir.

Cizre M.Ö.1595 yılında Babil egemenliğinden Arap egemenliğine geçmiştir. Daha sonra Asurlular, Medler, Persler, Sasaniler, Artuklular, Eyyubbiler, Abbasiler, Selçuklular, Moğollar ve 1627 yılından itibaren de Osmanlı Devleti hakimiyeti altına girmiştir.

Cizre beyliği önceleri Diyarbakır Sancak Beyliğine bağlı iken 1841 yılında Musul’a bağlanmıştır. Milli mücadele döneminde büyük başarılar gösteren Cizre’ye Fransızlar gelip şehri savaşsız teslim almak istemişlerse de, halkın direnişi ve silahlanmayı görerek işgalden vazgeçmişlerdir.

İslamiyet’in Cizre’ye girmesi ile birlikte şehre yarımada anlamına gelen Cezire adı verilmiş, Cumhuriyet döneminde ise küçük bir düzeltmeyle Cizre olarak değiştirilmiştir. Önceleri Mardin iline bağlı bir yerleşim birimi iken 16.05.1990 tarih ve 3647 sayılı yasa ile Şırnak iline bağlanmıştır.

Güçlükonak ilçesi; ilçe daha önce Siirt ilinin Eruh ilçesine bağlı bir köy iken, 09.05.1990 tarih ve 3644 sayılı kanunla ilçe olmuştur. 16.05.1990 tarih ve 3647 sayılı kanun ile idari bağlılığı değiştirilmiş ve Şırnak iline bağlanmıştır.

İdil İlçesinin milattan önceki adının Zarih olduğu söylenir. Zapdey adında bir süryaninin ilçeye hizmetlerinden dolayı da İdil’e, Beyt-Zaptdey (Zapdey’in evi) adı verildiği dolaşan rivayetler arasındadır. Milattan sonra(300-400) yıllarında Farslar burayı istila ettiler. Farslar döneminde buraya (Hazak) ismini vermişlerdir. Hazak farsça bir kelime olup, mert ve cesur anlamındadır.

İdil’de 1393 – 1491 döneminde Türkmenlerin büyük ölçüde nüfuz ettikleri ve 1387 yılında Timur’ un istila ettiği bilinmektedir. Timur’un ölümü ile Karakoyunlu devletinin eline geçen İdil, o günden sonra Türklerin hakimiyeti altına geçmiştir. 1924 yılına kadar köy olan İdil, bu tarihten itibaren Cizre ilçesine bağlı bir bucak, 1937 yılında ise Mardin iline bağlı ilçe olmuştur.

İdil, 18.05.1990 tarih ve 20522 Resmi Gazetede yayınlanan 16.05.1990 tarih ve 3647 sayılı kanunla Şırnak İline bağlanmıştır.

Silopi İlçesi de, M.Ö. çeşitli kavimlerin yaşadıkları bir yerleşim birimidir. Bu durum ilçenin çevresinde bulunan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır. Asurlular ve Roma İmparatorluğunun yönetiminde uzun yıllar kaldıktan sonra Selçukluların yönetimine geçmiştir. Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında Cizre İlçesi ile birlikte Osmanlı İmparatorluğuna bağlanmıştır. 16.05.1990 tarih ve 3647 sayılı kanunla Şırnak İline bağlanmıştır.

Uludere İlçesinin tarihi, millattan önceki yıllara dayanır. Tarihin seyri içinde Urartular Medler, Persler, Romalılar, Arsaklılar ve Sasanilerin egemenliğine girmiştir. 1054 yılından itibaren Türkmenlerin tarih sahnesine çıktığı bilinmektedir. 1142’de İmadettin Zenginin ve 1260 yılında Hulagu’nun Hakkari yöresini ele geçirmesini izleyen yılların kargaşalığı, yöre beylerinin 1349’da Karakoyunlulara bağlanmayı kabul etmeleri ile durur. 1386’da Timur ve 1502’den itibaren Safevi hakimiyeti altında yaşayan Uludere, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı İmparatorluğuna bağlanarak bütün il beyleri gibi içişlerinde serbest bırakılır. Aşiret Beyleri kendi egemenlik haklarını korumak, Osmanlı toprak sisteminin dışında bir sistemle yönetilmek ve seferlere asker yollamak şartıyla İmparatorluğun egemenliğinde Cumhuriyete kadar kalmışlardır.

Cumhuriyetin ilanından sonra bucak haline getirilerek Beytüşşebap İlçesine bağlanan Uludere, 27.06.1957 tarihinde yürürlüğe giren 7033 Sayılı Kanunla ilçe haline getirilmiştir. 16.05.1990 tarihinde çıkarılan 3647 Sayılı Kanunla yeni kurulan Şırnak iline bağlanmıştır.

Ulaşım
    

Türkiye'nin her yerinden karayolu ile ulaşım mümkündür.

Kültür ve Turizm

Yayla Turizmi
Beytüşşebap ilçesinde bulunan Faraşin yaylası görülmeye değer bir yerdir.

Dağ ve Doğa Yürüyüşü
Cudi dağı, Şahköy çağlayanı, Herekol dağı, dağ ve doğa yürüyüşü yapmaya elverişli alanlardır.

Akarsu Turizmi (Kano-Rafting)

İlin en önemli akarsuyu olan Kızılsu, Habur ve Hezil çaylarının beslediği Dicle Nehri, akarsu turizmine elverişlidir.

Sportif Olta Balıkçılığı
Kızılsu Çayı’nda sportif olta balıkçılığı yapılmaktadır.

Bitki İnceleme
Cudi dağı floristik açıdan önemli bölgelerden biri olmakla birlikte henüz yeterince araştırma yapılamamıştır.

Yaban Hayatı
İlin orman kuşağına giren dağlık kesimleri yaban hayvanları için elverişli barınaklar oluşturmaktadır. En çok rastlanan yaban hayvanları tilki, tavşan, çulluk, keklik, ördek, kaz, turna ve bıldırcındır.

ŞIRNAK İLİ VE ÇEVRESİ HALK OYUNLARI

Şırnak ve ilçelerinde oynanan oyunlar,genellikle davul zurna eşliğinde oynanır.Son yıllarda ise bağlama,cümbüş ve darbuka da çalınıp,eşliğinde yöresel oyunlar oynanmaktadır.

YÖREDE OYNANAN BAŞLICA OYUNLAR:

1- İkiayak,

2- Üçayak,

3- Yerinde,

4- Şıhani,

5- Bablekan,

6- Sınvan,

7- Kulungi,

8- Ağır,

9- Berite.


1-İKİ AYAK: Davul-Zurna eşliğinde,eller serçe parmakları ile tutulur.Önce sağ ayak öne vurulup,yana atılır,sol ayak yanında devam eder ve tekrar sağ atılır,sol ayak sağ ayağın yanına gelip birleşir.Sonra sol ayak bir geriye atılıp sağ yapıştırılır.

2-ÜÇAYAK: Eller serçe parmakları ile tutulur.Oyuna sağ ayakla başlanır ve sağ ayak yere vurulur.Üç adım,sağ,sol,sağ,sol,sağ adımlar atılır ve sol ayak sağın yanına getirilip yanaştırılır.Sol ayak geriye atılırken.sağ ayak yanına getirilir.

3-YERİNDE : Hareketli bir oyun olup,büyük adımlar atılmadan oynanır.Kollar birbirine geçirilipel parmakları ile arkadan tutulur.Eller kalçaya yakındır.Omuzlar birbirine değmiştir.Sağ kol,daima yandakinin sol kolu üzerine binmiştir.Oyun,yine önce sağ dizin hafif kıvrılması ile başlar,dizler kırılarak müzik ritmine göre sık sık dizlerin kırılması ve omuzların titrek hareketleri ile devam eder.Müzik hareketlendikçe,diz kırılması ve omuz hareketleride hızlandırılır.Adımlar arada bir hafif atılır.

4-ŞİHANİ : Genellikle 8-10 kişi ile oynanır.Kollar el parmaklarının birbirine geçirilmesi ile tutulur.Önce sağ ayak yana atılır.Sağ ayağı sol ayak,sağ ve sol olmak üzere üç adım yana atılır.Ani bir hareketle kavis çizilerek öne bakılın ve sol ayak atılarak,ayaklar önde yanaştırılır.Solla önde başlanır.Sağ ve yine sağ ayak atılar.Sonra sol ayak atılarak hep beraber öne doğru eğilirler.

5-BABLEKAN : Önde serçe parmakları tutulur.Önce sol ileri olmak üzere,sağ ve sol ayaklar atılır.Tümü öne olmak üzere üç adım atılır.Sonra sol,sağ ve sol ayaklar olmak üzere bu sefer geriye doğru üç ayak atılır.Böylece beraber geriye ve ileriye bu hareketler seri olarak devam eder.Çalgı hızlandıkça bu hareketler daha atak ve seri devam eder.

6-SINVAN : Eller yine serçe parmakları ile tutulur.Sol ayak yana açılır ve üç kere yere vurulur.Ani hareketle sağa dönülür.Sonra sağ açılır ve sağ ayak,sol ayak ve sağ ayak olmak üzere üç kere yere vurulur.Bu arada eller ve omuzlar yapışık olur.Sağa dönerken eller yapışık olur,ancak omuzlar oldukça birbirinden ayrılarak açılır.Oyunun önemli bir özelliği şudur;ikinci kez tekrarlandığında eller,belli aralıklarla çırpılır ve tekrar tutuşulur.Diğer bir özelliği de üçüncü tekrarda eller bele dayandırılır ve ani bir hareketle tekrar bele dayandırılır ve ani bir hareketle tekrar eller tutuşulur.Yani,birinci safhada eller birbirine yapışık,ikinci safhada eller çırpılır,üçüncü safhada eller bele tutulur ve biter.

7-KULUNGİ : Şırnak ve ilçelerinde oturan göçebelerin bir oyununur.Bir kişi ortada oynarken,etrafındaki halkı,kollarını turnalar gibi açarak oynarlar.Daha sonra ani bir hareketle,turnalar gibi ötüşerek ortadakini döverler.Bu oyunun verdiği mesaj şudur; sürüden ayrılanın cezalandırılmasıdır.

8-AĞIR :  Genellikle yaşlı ve orta yaşlıların oynadığı bir oyundur.Eller omuzlar üzerinde tutulur.Çalgı ağır bir şekilde çalınır.Oyun ritmi çalgıya uyarak.sağ ayak üzerine hafif meyil edilerek yaylanır,daha sonra geriye doğru tekrar doğrularak öne adım atılır.Arada bir nara atılır.

9-BERİTE : Eskiden beylikler arasında çıkan savaşlardan önce ve sonra oynanırdı.Çalgı içli ve ağır çalmaya başladığından eller yanda tutulur ve bir nara ile başlar.Önce geriye doğru gerinilir,sonra dizler üzerine yaylanarak hafif bir adım atılır,akabinde birbirlerinin yüzüne bakarak nara atarlar.


El Sanatları

Asırlar boyu köylerde ve göçebe çadırlarında, klasik kilim tezgâhlarında elle dokuma sonucu üretilen Şırnak (Jirki) ile (Guyan) kilimleri, Valiliğimiz tarafından hazırlanan proje çerçevesinde “Teknik ve Bilimsel” metotlarla ve usta öğreticiler gözetiminde, ”Gerdirmeli Tip” tezgâhlarda dokunmaya başlanmıştır.

İlimiz genelinde yaygınlaştırılan Şırnak kilim dokumacılığı, büyük bir gelişme göstermiştir. Kilimlerimize olan talepler günden güne artmaktadır. Ünü ülkemizi aşmış olup, dış ülkelere ulaşmıştır.

Motif ve desen zenginliğinin sıra, sıra dokunduğu “Şırnak Kilimleri” hakiki yün iplik ve kök boya uygulamasıyla, el emeği göz nurunun sergilenmesidir. Şırnak kilimlerinde kullanılan tüm desenler yöreye hastır. Şekillerini, bölge insanının yaşantısından, doğanın şekil ve özelliklerinden esinlenerek yaratmıştır.

Şırnak kilimciliğinde kullanılan desen ve motifler takriben elliye yakındır. Bazılarını sıralarsak: BEKİK, CANBEZAR, ÇILGUL, GULA GUHARUK, GULSARİYE, GULHEZAR, JİRKAN, JİRKİ, KESNEKER, LÜLE, SERHEŞTİVİK, ÜLİSİ, ÜRİSİ, GULSARİYADÜGUL, GAMAZK, GUYANİ, ŞAMARATİLİK, ŞAHBARAN, ŞAMARİ, TİLİK, KEVJAL, TAYRIK, HELİN, GÜLÇİN, GULŞIVAN, BELİTANİK, GUPALEÇILDAR.

Valiliğimizce Mart 2004 tarihinde başlatılan Jirki kilim dokumacılığı kursuna İl Merkezinde 43, Beytüşşebap ilçesinde 50, Cizre ilçesinde de 25 kursiyer kurslara devam etmektedir. Ayrıca Valiliğimizce tanıtım amacıyla hazırlanan katalog çeşitli yerlerde halka, ilgi duyanlara dağıtılmaktadır.


2-ŞAL ŞAPİK

a) Şal-Şapik Kumaşının Hazırlanışı:

Tiftik keçisinden elde edilen ve “gej” adı verilen yün, büyük kazanlar içerisinde işçi kadınlar tarafından ilkin temizce yıkanıp kurutma tezgâhlarında kurumaya bırakılır. Kuruyan gej, işçi kadınların ellerine bu sefer de ayıklanmaları için gelir ve elle ayıklanarak taraklanacak hale getirilir. Ayıklanmış gej, sabit ayak bir tahtaya işlenmiş tel ya da çivi taraklarda kıl kıl taranıp boyanmaya hazır hale getirilir.

Özel yöntemlerle çok kısıtlı miktarlarda elde edilen doğal kök boyalar, bölgenin ustaları tarafından şal-şapik üretiminde kullanılacak yünün, yani gej in boyanması için yine büyük kazanlarda özel olarak hazırlanır. Gej, bu büyük boya kazanlarında boyanın iyice içine işleme- si için belirli bir süre bekletilir. Kıvamı şal-şapik ustalarınca belirlenen boyama aşamasından sonra boya kazanlarından alınan gej, kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra tekrar içi 50-55 derece sıcaklıkta suyla dolu olan kazanlarda yıkanmaya verilir. Tekrar kurutma tezgâhlarına alının gej, kurutulmuş halde iplik yapımı aşaması için yine işçi kadınların hamarat ellerine teslim edilir. Gej in iplik haline getirilmesi, işçi kadınların kullandığı teji adı verilen ucu topuklu, çengeli kalem şeklinde bir çubukta uzunca bir süre sarmalanarak gerçekleştirilir. Gej, Teji nin ucundaki çengele tutturulur ve dizde kıvrılarak boşlukta sallanmaya bırakılır. Uzun ve zahmetli bir süreç olan bu işlemden sonra gej eğirilmiş ve iplik haline Gej bu işlemden sonra artık çok ince bir ipliğe dönüşmüştür. Ancak bu ipin işi henüz bitmemiştir. Bu iplikten şal şapik üretilebilmesi için üzerinde birkaç işlem daha yapılması gerekir. Son şeklini almak üzere bu ip, ustalarca tifillenmeye alınır. Tifillenmiş ip, artık tezgâha işlenmeye ve şalşapik e dönüşmeye hazırdır.

Yine bu işin ustalarınca tezgâhta ilmik ilmik işlenir. Elde edilen kumaşın deseni, rengi ve diğer bir takım özellikleri sadece bu yöreye özgüdür ve yalnızca şal şapik üretiminde kullanılır. Şal Şapik, genişçe bir pantolon, yelek ve içyelek ten oluşan, yalnızca Şal şapik için üretilen bu kumaş, önceleri yalnızca bir erkek kıyafeti olan şal şapik yapımında kullanılırdı. Ancak son zamanlarda yörenin kadınları da şal şapik kumaşını kendi giysilerinde kullanmaya başlamışlardır. Böylece şal şapik kumaşının kullanım alanı çeşitlenmiş ve renklenmiştir. Artık bu özel kumaştan kadınlar için ceket ve etek de yapılmaktadır. Erkekler için ise şalşapik in yanısıra ceket ve kravat da üretilmeye başlanmıştır. Bütün bu ürünler, yalnızca bu yöreye özgü şal şapik ten üretildiğinde, kadın erkek bütün yöre halkı tarafından büyük rağbet ve ilgi ile karşılanmakta ve talep edilmektedir.

b) Şal-Şapik Kumaşının Etkin Olduğu Dönemler:

Fabrika dokumacılığının etkin olmadığı dönemlerde Şırnak ve yöresindeki vatandaşların çoğu geçimini Şal-Şapik kumaşını dokuyarak sağlarlardı. Hayvancılık yapan tiftiğini satardı. Ev kadınları Şal-Şapik ipinin yıkanması eğrilme ve boyanması işini Yapılan Şal-Şapik kumaşı halkın tercihlerine göre dokunduğu ve her motifin kendine göre anlamı olduğu, düz desenlerle yapıldığı anılmakta ve beğenilmektedir. En beğenilen motifleri TİYARİ, BIRKEYİ, BINEFŞİ, PUŞTPEZİ, ESLİ, ŞİGUYİ, BEKIBEGİ, SEMEKÜK, BENÇ MEKÜK, DRELİ, KARMA RENK olanlardır. Ayrıca kişiye özel de yapılabilmektedir.

c) Şal-Şapik Kıyafeti:

ŞAL : Erkeğin boyuna göre dikilir. Geniş boru paçalı olup pantolon olarak giyilir.

ŞAPİK : Göynek yani gömlek yerine geçen kollu giysidir.

YELEK : Bilinen yelek şeklinde dikilip şapiğin üstüne giyilir.

Şal-Şapik giysisinin diğer aksesuarları da bu giysi ile birlikte takılıp giyilir. Bunlar Kras-Levendi ve Şelem’dir.

Şal-Şapik kumaşının önemli özelliklerinden biri de yazın serin kışın sıcak tutmasıdır.

Tarihi önemi olan bu kültürel mirasımızın korunması ve gelecek nesillere aktarılması aynı zamanda bu sanatı icra eden kişilerin bütçelerine ekonomik bir katkıda bulunulması amacıyla Valiliğimizce açılan Şal-Şapik dokumacılığı kursunda 12 gencimiz bu sanatı öğrenmektedir.

3-İPEK HALICILIĞI

Valilikçe hazırlanan proje çerçevesinde Şırnak il merkezinde İpek Halıcılığı kursu açılmış olup 16 adet kursiyere bu sanat öğretilmeye çalışılmaktadır. İpek halı ebatlarına göre birkaç kısma ayrılır. Bunlar 40 lık, 60 lık, 80 lik, 90 lık ve metreliktir. 40 lık halıya bir kişi, 60 lık halıya iki kişi, 80 lik halıya üç kişi, 90 lık ve metrelik halıyı dört kişi dokuyabilmektedir.

40 lık halıyı bir ayda, 60 lık halıyı iki ayda, 80 lik ve 90 lık halıyı 5 ayda metrelik halı 6 ayda bitmektedir. Bu tür halılarda Havuzlu Bahçe, Yedi Dağın Çiçeği, Asma Kapı, Çeşme Bülbül, Sihirli Vazu, Pelin, Yedi Dağın Gülü, Şule, Bir Demet Gül, Bengü, Sezarın Mezarı desenleri kullanılmaktadır.

Halıların desenleri 10-12 karttan ibarettir. Bu kartlar 900 ile 1200 sıradan ibaret olup, kişiler bu halılarda 12 veya 14 sıra yapmaktadır. 40 lık halı 450 ilme, 60 lık halı 630 ilme, 80 lik ve 90 lık halı 950 ilme ve metrelikte 1200 ilmedir. Bu ipek halılar genelde yurt dışına pazarlanmakta olup, Döviz getirisi daha çok olduğundan yurt içinde kullanılmamaktadır. Bu halılarda ipek ipliği kullanılır. Halılar 15 ve 20 tane renkten oluşmaktadır. İpek halı çok özenle dokunmalı ve çok temiz olmalıdır.

4-DİĞER DOKUMA ÜRÜNLERİ


Çeşitli Dokuma ve kilimler

a) Parzun

Eskiden bayanların çok amaçlı bebek yiyecek ve benzeri eşyaları sırtlarında taşımak için kullandığı bir çanta türüdür. Halen günümüzde kırsal kesimde bayanlar kullanmaktadır. Daha çok şehirde yaşayan bayanların kullandığı ve özenle süslediği bir taşıma aracıdır.

b) Hurcizin (At Heybesi)

Yörede genellikle at ve motosiklet üzerinde eşya koymaya ve taşımaya yarayan ve iki tarafa sarkan bir çanta türüdür.

c) Turik

Bu heybeyi kadınlar işe giderken sırtlarında çocuk ve diğer hafif eşyaları taşımak için kullanırlar.

d) Mizer

Örtü amaçlı yapılmaktadır. Genellikle yünden yapılır. Evlerde yatak ve diğer benzer eşyaları örtmek için battaniye yerine de kullanılmaktadır.

5-OYALAR

Oya süslenmek amacıyla ve taşıdıkları mesajlarla bir iletişim aracı olarak kullanılan iğne, mekik, tığ, firkete gibi aletlerle yapılan bir el sanatıdır. Genellikle aynı tür iplik kullanılan bu tekniklerde iplikler halka haline getirilir. Zincir çekilir birbirine bağlanır, düğüm atılır, bazen boncuk, pul ve payet kullanılarak şekillendirilir. Her tekniğin kendine has güzellikleri zardır.

Başlıca oya çeşitlerin şu şekilde sıralayabiliriz.

İğne oyaları, Boncuk oyaları, Koza oyaları, Yün oyaları, Mum oyaları, Dokuma oyaları, Tığ ve Firkete oyaları.

Şırnak yöresinde en çok tığ ve boncuk oyaları yapılır. Malzemesi genellikle tığ, ipek ve pamuk iplikleridir. Oya ile yapılan bazı desenler sadece Şırnak’a ait olup başka yörelerde görülmemektedir. Bekar kızlarımız bu oyaları yazmaya veya tülbentlere işleyerek giyerler. Yaşını almış bayanlarımız bunları takmazlar. Evli bayanlar kıtan denilen eni otuz santim boyu beş metre ince boncuklarla işlenmiş kıtan (tülbent) giyerler.

6-ÇORAPLAR

Anadolu çorapları renk motif ve malzeme bakımından her bölgede kendine göre bir karakter gösterir. Şırnak çoraplarının da kendine has renk, motif ve özellikleri vardır. Çoraplardaki örgü biçimleri ve motifler, ören kişinin duygu ve düşüncelerini dile getirir. Çoraplardaki motifler, bazen sosyal bir olayı ve ilişkileri bazen duygusal yoğunlukların, bazen de doğadan alıntıların aynasıdır.

7-AYAKKABILAR

Eskiden Şırnak ili ve ilçelerinde erkek ve bayanların giydikleri ayakkabılar, çarık, kalık ve Reşık idi.

Çarık : Tabanı araba dış lastiği, üstü ise yün iplikle örülü ve iki uzun bağı mevcuttu.

Kalık : Tümü yumuşatılmış keçi derisinden yapılır. Keçi derisi yumuşatıldıktan sonra ince, ince kesilerek iplik haline getirilir. Bu ipliklerle ayakkabı şeklinde örülür. Bağları da bu ipliktendir.

Raşık : Ana malzemesi tiftiktir. İplik haline getirilen tiftik aynı patik yapılır gibi örülür. Özel taraklarla kabartılır. Giyinişi hafif ve çok rahattır. Yöremizde kullanılan bu ayakkabılar çok sağlıklı olup, ayağımızı yazın serin kışın sıcak tutar. Artık bu ayakkabılar giyilmediği gibi yöremizde de modern kıyafetler gibi modern ayakkabılar giymektedirler. Ancak mahalli kıyafetler, yöreye has özel günlerde, düğünlerde bazen giyilmektedir. En çok kullanılan renkler beyaz ve krem renkleridir.

8-TAKILAR

Bayanlar takı olarak hızma, kulağa Berguher (Küpe tipi), saç kâküllerine serkezi, ayağa Halhal, boyuna gerdanlık ve bele de altın kemer takarlar.

TANITIM FAALİYETLERİ

Yukarıda belirtilen el sanatlarımızın tanıtımı, yaşatılması ve yaygınlaştırılması amacıyla, Valiliğimizce tanıtım kataloğu hazırlanmış ve ayrıca il merkezinde “Şırnak İli El Sanatları Tanıtım ve Teşhir Merkezi” kurularak halkımızın hizmetine sunulmuştur.


GEZİLECEK YERLER

Cudi dağı, Kasrık Boğazı ve Cizre ilçesindeki Hz. Nuh Türbesi, Mem-u Zin Türbeleri görülebilecek yerlerdir.

Camiler

1-Cizre Ulucamii : 639 yılında kiliseden camiye çevrilmiştir.Abbasi döneminde onarıma alınmıştır.1160 yılında Cizre Emiri Baz Şah ın oğlu Emir Ali Sencer tarafından büyük onarıma alınmış olup,minaresi 1156 yılında dört köşe şeklinde yapılmıştır. Cizre Ulucami,ortası delik büyük değirmen taşlarına benzer taşların üst üste konulup sütun yapılması ile üzerlerine kubbeler konulmak suretiyle yapılmıştır.Bu kubbeler demir köşebentlerle birbirlerine sütunlar bağlanarak sağlamlaştırılmıştır.Her kapının üzerinde kur an-ı Kerim ayet ve sureleri bulunur. Büyük demir kapısı şu anda Topkapı Sarayı Müzesi nde 1983 ten beri muhafaza altına alınmıştır.Üzerinde gümüş motifler,bakır şekiller,kufi yazılar bulunmaktadır. Cizre Ulucami kapı tokmakları dünyaca meşhur bir oymacılık sanatının en mühim şaheseridir.Fizikçi ve sanat adamı İsmail Ebul-iz El Cezeri bu tokmakları yapmıştır. Ulucami mescit kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyona alınmıştır.Ancak Ulucami Külliyesi nin batı,doğu ve kuzey kısımları onarıma alınması gerekmektedir.

2-Nuh Peygamber Camii:Tufan olayından bu yana insanlığın ikinci babası olan Nuh Peygamber (A.S) kendi adıyla anılan camide yatmaktadır.Dağkapı mahallesinin tepe noktasında,Dicle Nehrinin coşup ulaşamayacağı bir noktada yapılmıştır.Nuh Peygamberin mezarı alt bodrum katındadır.Eski kullanılan mihrab hala durmaktadır.Caminin ikinci kat kısımları zamanla yıkıldığından halkça onarımlar yapılmış,düz beton atılmış,aslından saptırılmıştır. Şırnak İli Ve İlçelerini Geliştirmi Vakfı (ŞIRGEV) nın maddi desteği ile Nuh Nebig Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneğince türbe ve cami restore edilmiştir.

3-Mecdiyye Camii (Ş.Seyda Camii): Cizre Beylerinden Emir Mecduddin tarafından yaptırılmıştır.Ş.Seyda,İlçemiz Cizre ye göç ettiğinde bunu halkın yardım ve desteği ile onarıma alınmıştır. Son 43 yılda eklenen güzel şadırvan ile başka okuma bölümleri de bulunmaktadır.Cizre Kale Mahallesinde sur üzerinde bulunur.

4-Süleymaniye Camii: Emir Muhammet İbn Emir Şah Alibeg,İbn Emir Bedreddin tarafından yaptırılmıştır.Bu zat 1573-1583 yılları arasında beylik yapmıştır.1307 Rumi (1891 Miladi) yılında Ş.Abdulhakim Derşevi tamir ettirerek cami haline getirmiştir.Daha sonra torunu Muhammed Nuri tekrar onu büyük onarıma almıştır.1972 yılı yazında Ş.Ahmet Munis onarıma almıştır.Cami kısmı siyah bazalt taştan yaptırılmıştır.

5-Sefine Camii: Şırnak İli merkezinde Cumhuriyet Mahallesindedir.Tarihi çok eski olmakla birlikte elimizde yazılı bir kaynak yoktur.Minarelidir.

6-Mushafireş Camii : Cizre Dağkapı Mahallesinde Yeni çarşıda bir camidir.İçinde,19l6 yılına kadar Hz.Osman tarafından Cizreye gönderilen bir Kur an-ı Kerim sağlam bir şekilde mevcut bulunmaktaydı.Daha sonra çıkan bir yangın sonucunda kısmen yanmıştır.Cami komşularından bir şahıs tarafından kalan kısmı kurtarılmıştır.

7-Mir Abdal Camii : 1437 yılında Cizre Beyi Emir Abdullah (Abdal) İbn Abdullah İbn Seyfeddin Boti tarafından yaptırılmıştır.Güneyde sağda esas mescit bulunur.Üstü kubbelidir.Cizre surları üzerindedir.Bazalt siyah taştan yapılmıştır.Son onarımlarda moloz taş kullanılmıştır.Mescid kapısı işlemeli mermerden yapılmıştır.Diğer kısımları medrese olarak kullanılmıştır.Mem-u Zin türbeleri bu mescide yapışık bölümün alt kısmındadır.Sonradan caminin kuzey kısmında mescid betondan inşa edilmiştir.

8-Ş.Said Merhum Camii : Cizre Dağkapı Mahallesinde Bayırağa sokakta bulunur.Çok büyük bir mescidi ve içinde Ş.Said Merhum un türbesi bulunmaktadır.Camii,Bayramağa adında bir Cizreli tarafından yaptırılmıştır.

9-Meydan Camii : Cizre Kale Mahallesinde dörtyol mevkiinde Cizre Beyleri tarafından yaptırılmıştır.Cadde açılması ile caddenin tamamı camiden alınmıştır.Büyük bir cami kısmı olup,minaresi bulunur.Kuzey kısmı Cizre beylerine ait mezarlarla kaplıdır.

10-Şırnak Ulucamii : 1960 yılında yaptırılmıştır.İsmet paşa Mahallesinde bulunur.Güzel bir minaresi vardır.

11-Nuh Camii : Şırnak İl merkezinde 1970 yılında yaptırılmıştır.Cudi de geminin durması,Nuh Peygamber (A.S) un Cizrede yatmasına binaen bu ad verilmiştir.

12-Cudi Camii : Merkez İsmet paşa mahallesindedir.Kimin tarafından yapıldığı bilinmemekte.


Ören Yerleri

Babil, Asur, Med, Guti, Selçuklu, Osmanlı, Rum, Arap, Emevi, Abbasi dönemlerine ait Arkeolojik ve etnografik eserlerin bulunduğu, büyük fizikçi ve 60 makine mucidi İsmail Ebul-iz El Cezeri Müzesi Cizre ilçesinde bulunmaktadır.

Finik Ören Yeri
Cizre’ye yakın bir noktada bulunun Damlarca ve Eskiyapı köyleri arasında Finik Ören Yeri İ. Ö. 4000 yıllarına aittir. Dağlık bir bölgede yer alan kentte saray, zindan, sarnıç yerleri ve beyaz kalker taştan oyulmuş çok sayıda mağara ev bulunmaktadır. Finik Kalesinin Kuzeyinde "Borzana Sitiya” adı verilen yerde kayaya işlenmiş bir kadın kabartmasıyla. köyün kuzeydoğusunda yan yana duran bir kadın ve bir erkek kabartması bulunmaktadır.

Şah Ören Yeri
Cizre’nin Kuzeydoğusunda, Çağlayan köyündeki Şah Ören Yeri, Cudi dağının en sivri noktasının eteğindedir. Yerleşmenin kuzeyi, doğusu ve batısı tamamiyle dağlıktır. Bu dağlık kesimlerde Düşe, Çeko, Hırabe, Kayzer, Hırd kale harabeleri yer almaktadır.

Babil Ören Yeri
Cizre’nin 20. Km Güneybatısında Suriye sınırı üzerindeki Kebeli köyünde yer alan Babil Ören Yerinin çevresi dikdörtgen biçiminde surlarla çevrilidir. Dış kaleyi oluşturan bu surlarda yaklaşık 30 adet burç vardır. İç kale ise daire biçimindedir. Surlar yontulmamış bazalt kayalardan, yapılar ise beyaz kalker taştan yapılmıştır.

Kasrik Ören Yeri
Şırnak-Cizre karayolunun 30. Km. si üzerinde yer alan Kasrik Ören Yeri, Guti ler döneminde “Sazirka” olarak anılmaktaydı. Bir boğaz içinde yer alan yerleşmede, tarihi su bentleri, heykeller ve kent kalıntıları bulunmaktadır. Cizre ve Finik Beylerinin bu yöreyi yazlık olarak kullandıkları bilinmektedir.

Bazebde Ören Yeri
Cizre’nin 2 Km doğusunda Dicle Nehri kıyısında yer alan Bezebde Ören Yeri. zamanla Dicle Nehri yatak değiştirdiği için Suriye topraklarında kalmıştır. İlk çağlara ait kent kalıntıları ve ünlü bir köprüsü vardır.

Kaplıcalar

1-HISTA KAPLICASI :

Güçlükonak İlçesi Düğünyurdu köyü yakınında, Dicle ırmağı kıyısındadır. Bölgenin en yüksek ısılı sıcak su kaynağı olup, sıcaklığı 67 C dir. Kaplıca suyu kalsiyum ve sülfit ihtiva etmektedir. Debisi 7 lt/sn, PH : 7. 15 olarak belirlenmiştir. Mevcut debinin arttırılabileceğini gösteren hidrojeolojik şartlar mevcuttur. Kaplıca banyosu romatizmal hastalıklar ile kadın hastalıklarında yararlı olmaktadır.

2-ZÜMRÜT DAĞI KAPLICASI:

Beytüşşebap İlçe merkezine 7 km uzaklıktaki Ilıcak köyündedir. Debisi 1 lt/sn olarak tahmin edilmekte olup, su sıcaklığı 39 C dir. Kaplıca suyu tortulu olduğundan içilmez. Su banyosu ise cilt. böbrek ve romatizmal hastalıklara yararlı olmaktadır.

3-BESTA KAPLICASI:

İl Merkezinin 30 km kuzeydoğusundadır. Biri çamur banyosu, diğeri su banyosu ve içme olarak yararlanılan iki kaplıca halindedir. Cilt, kadın hastalıkları ve romatizmal hastalıkların şifa bulduğu bu kaplıcalara yaya veya binek hayvanıyla ulaşılabilmektedir.

4-NASFARAN KAPLICASI:

Merkez Kumçatı Beldesi ne birkaç km uzaklıktaki bu kaplıca da biri çamur banyosu olarak, diğeri banyo ve içme olarak yararlanılan iki kaynak bulunmaktadır. Çamur banyosunun sivilce, egzama ve mantar hastalıkları kesin tedavi ettiği söylenmektedir.

Medreseler

1-Kırmızı Medrese:

Cizre Beyliği döneminde II. Han Şeref Bey tarafından XIV. Yüzyılda yaptırılmıştır. Cizre Akkoyunluların eline 1475 yılında geçerken Cizre Emirleri sürgün edilmiştir. Emir Bedrettin oğlu II. Şeref (Hanşeref) Boti Aşireti ve çevre halkının yardımı ile1508 yılında Cizre’yi alırken duada bulunmuş. ” Yarabbi ben tekrar Cizre yi alabilsem sana bir Camii inşa edeceğim” demişti. Allah da bu duasını kabul buyurduğundan Kırmızı Medrese’yi inşa ettirmiştir. Cizre Suru’nu bu yerden yardığından surun üzerine bina etmiştir.

Cizre de Dağkapı Mahallesinin Şah Mahallesi ile kesiştiği noktada sur üzerindedir. Güneyinde Mescit ile altında Şeyh Ahmed El-Cezeri adlı meşhur müfessir, yazar, şairin türbesi İle, Cizre emirlerine ait aile mezarlığı da vardır. Medresenin içi avlulu olup, doğusunda batısında ve kuzeyinde dershaneler, yemekhane ve öğretmen lojmanları bulunur. Bunların bir kısmı halen yıkık olup, restorasyona ihtiyacı vardır.

Mihrabı beyaz taştan olup, 2. 82x3. 78 ölçülerindedir. Mihrab köşegeni 55 derecedir. Mihrabın çevresini iç bükey üçgenler sıralı bir dizi ters U şeklinde sararak, altlarda da, içe doğru döner. Mihrap boşluğu yarım daire planlıdır. Mihrabın üstü basık ve tuğla kubbe ile örtülüdür.

Medresenin güneybatısında kare planlı bir oda bulunur ki çok güzel motiflerle süslenmiştir. Bu oda Profesör ve başmüderris odasıdır. Şair ve yazar Şeyh Ahmet El-Cezeri kullandığı gibi, Mütfü Molla Zade’nin dedelerinden Şeyh İbrahim Sori de bu odada görev yaptığından burada gömülmüşlerdir.

Medrese Cizre ye özgü kırmızı tuğlalardan örüldüğü için Kırmızı Medrese denilir. Cizreli dilbilimci ve yazar Kamuran Ali Bedirhan medresenin 2 bin metrekare olduğunu yazar

2-Mir Abdal (Abdaliye Medresesi):

1437 yılında Cizre beylerinden Emir Abdullah(Abdal) İbn Abdillah İbn Seyfeddin Boti tarafından yaptırılmıştır. Bu zat Mem-u Zin olayında geçen Emir Zeynuddin’in babasıdır.

Medrese güneyde sağda büyük bir mescitten oluşmuş olup, güneyde solda dersaneler ile kuzeyde ve batıda öğrenci yemekhanesi, öğretmen öğrenci lojmanları yer almakta idi. Batıda şimdi Nusaybin caddesi tarafına açılan kapıda iki oda bir eyvan temelleri varken, son seneler de bilinçsiz düzenlemeyle bir şadırvan yapılmış, kuzeyi bir cami haline getirilmiştir. Esas mescit yıkılmak üzeredir.

Caminin tamamı siyah bazalt taştan yaptırıldığı halde , ikinci onarımlarda moloz taşlar kullanılmıştır. Mescid kısmının kapısı işlemeli beyaz mermerden yapılmıştır. Güneyde idare odalarının altında dünyaca meşhur aşk öykü sahipleri Mem-u Zin türbeleri bulunur. Abdaliye Medresesi Cizre Dağkapı mahallesi ile mezarlık arasındadır.

3-Süleymaniyye Medresesi (Medresetül Süleymaniyye):

Cizre beylerinden Emir Muhammed İbn-Emir Şah Alibeg , İbn Emir Bedrettin tarafından inşa edilkmiştir. İlk ataları olan Emir Süleyman Beye izafeten Medreset ül Süleymaniyye denilmiştir. 1573-1583 yılları arısında beylik yapan bu zat bu medreseyi inşa ettirmiştir.

1307(1891) Rumi yılında Ş. Abdulhakim Derşevi tarafından tamir ettirilmiştir. 1972 yılında Cizre ve civar köylerin katkıları ile Ş. Ahmet Munis büyük onarıma almıştır. Şu anda Muhammet Nuri camii olarak adlandırılır.

4-Mecidiyye Medresesi (Medresetül Mecdiyye):

Cizre beyi Emir Mecduddin Bey tarafından yaptırılmıştır. Ş. Seyda tarafından büyük onarıma alındığı için, şu anda Ş. Seyda camii olarak adlandırılır. Cizre Kale Mahallesindedir.

5-Şazeh Medresesi :

Cizre beylerinden Mecduddin İbn Emir Abdal tarafından Cizre nin Çağlayan köyünde bir medrese yaptırılmıştır. Çağlayan köyünün içine girerken medrese solda kalır.

Kaleler

1-Cizre Kalesi : M.Ö.4000 yıllarında Guti İmparatorluğu tarafından Cizre Surları ile Cizre Kalesi yaptırılmıştır.Cizre Kalesi şehrin kuzeyinde Dicle Nehri kıyısındadır.360 oda ve üç katlı olarak yaptırılmıştır.Babil Med Asurlular tarafından onarım gördüğü gibi,Abbasiler döneminde Ömer oğlu Abdulaziz zamanında yıkılan yerler tekrar onarım görmüştür.

Kale üzerinde Emir Seyfeddin İbn İzzeddin Bey tarafından Seyfiyye medresesi yaptırılmıştır.Şimdi hala kale üzerinde mihrabı bulunmaktadır.

Cizre Kalesi,siyah bazalt taştan yaptırılmış olup,bey ve saray binaları ile lojman kısımları,

Mescid ve medrese,zindan,divan,askeri kısımlardan oluşurdu.Cizre beylerinden Emir Tacdin in evi şu anda Taktik Alay Komutanlığı karargahı olarak kullanılmaktadır.Altında “Develer Hanı” bölümü bulunur ki; bey ve konuklarının develeri,atları için ahır olarak kullanılırdı.

Cizre Kalesi nin doğusunda Dicle Nehri içinde bulunan kayalar Cizre beylerinin Sadabad ve yazlık toplantı yeri idi.Sarayburnu Kapısından bir geçişi bulunurdu.

Cizre Kalesi içinde bulunan Hamidiye Kışlası (1897) Sultan Abdulhamit zamanında Alay Komutanı ve Paşa olarak tayin edilen Cizre Miran aşiretleri reisi Mustafa Paşa (Mıstı-i Miri) tarafından beyaz kalkerli taştan üç katlı olarak inşa ettirilmiştir.

2-Çağlayan Kalesi (Şah Kalesi):Cizre İlçesine bağlı Çağlayan köyünde başlıbaşına bir tarih yaşanmaktadır.Cudi Dağının yamaçlarında bulunan Çağlayan da Kayzer,Kale harabeleri bulunmaktadır..Kayzer Kalesi diye adlandırılan yerde 6 adet Asur Kralı Sanherib e ait kabartma heykel bulunmaktadır.Kral,altı değişik yerden Nuh(A.S) Gemisinin durduğu yeri göstermektedir.

3-Said Bey Kalesi :1800 yıllarında Bedirhan Bey zamanında yapılmıştır.Bedirhan Bey in amca oğlu Said Bey in yaptırdığı söylenir.Said Bey Kalesi beyaz kalker taştan yapılmış bir sura sahiptir.Kapısı 2 m dir.İçinde bir köşk ve su sarnıcı bulunmaktadır.Silopi’nin Gireçulya köyünde bulunmaktadır.

4-Finik Kalesi :Güçlükonak ilçesine bağlı Dicle Nehri kenarında Düzova ve İdil Hendek köyleri karşısında bulunur.Çok güzel bir suru olmakla birlikte Asur ve Gudi lere ait kabartma heykeller bulunur.Su sarnıçları,kayadan oyulmuş evler,gizli su merdivenleri en önemli eserlerdendir.Dünyaca ünlü şair ve mizahçı Fakı Teyran bu kalenin medresesinde yüzlerce öğrenci yetiştirilmiş

5-Babil Kalesi : Cizre İlçesi sınırları içinde ve şimdi Kebeli diye adlandırılan yerde I.Babil Dev letinin başkenti bulunmaktadır.Babilliler,Hitit ve Asur akınları,yüzünden kendi başkentlerini şimdi Irak ta bulunan Babilonya ya taşıdıklarında,kalelerinde bulunan bir çok kalıcı eserle birlikte Tanrı Marduk un ünlü heykelini de taşıdılar.Daha sonra Fransızların Suriye yi işgalleri sırasında bir çok eseride onlar götürdüler.Geriye kalan eserlerin çoğu da bugüne kadar kaçırılmıştır.Babil Kalesi de zaman içinde yakılıp yıkılmıştır.

Türbeler

1-Nuh Peygamber Türbesi : Nuh Peygamber Tufanı ile Cizreye yerleşen Hz.Nuh (A.S) vefatından sonra,Dağkapı Mahallesinde gömülmüştür.Burası daha sonra Havraya,sonra kiliseye ve 639 yılında da camiye çevrilmiştir.Dünyanın en eski türbelerinden biridir.

Ünlü tarihçi Cizreli İbnülesin.Firuzabadi,Evliya Çelebi,Katip Çelebi,Ebubekir Helevi ve Babilli Berassus (Bersis) bu türbenin Nuh (A.S) a ait olduğunu yazarlar.

Nuh Camiinin güney kısmında caminin bodrumunda mezarı şerifleri bulunur.Önce merdivenle inilirdi.Uzun ve dar bir namazgahı geçtikten sonra türbeye varılırdı.Türbenin üzerinde bir de sanduka bulunuyordu.ŞIRGEV Vakfı nın maddi desteği ile Nuh Nebi Yaptırma Yaşatma Derneğince “Nuh Peygamber Külliyesi” restore edilmiştir.

2-Şeyh Ahmet El-Cezeri Türbesi:Cizre Kırmızı Medresede,güney bölümündeki mescid kısmına yapışık bir bodrum bölümündedir.Şeyh Ahmed El-Cezeri Mutasavvıf,muhaddis,şair ve yazardır.Mezar bölümüne hem dışardan hem de içerden varılabilir.Dışarıdan kapısı olup şu an kapalıdır.İçerden tavan kısmı delik olup,merdivenle inilmektedir.Mezarların ana duvarı çepeçevre siyah bazalt taştan yapılmıştır.Ancak tüm medrese kırmızı tuğladandır.Kubbede kırmızı tuğladan bu siyah taşın üstüne inşa edilmiştir.

Türbede 7 kişi yatmaktadır.En güneyde Ş.Ahmet El-Cezeri bulunmaktadır.Cizre beylerinden Seyfeddin Bohti, Emir Şemseddin,Emir Hac Muhammed,Naz Susın ile emir ailesinden başka kişiler bulunmaktadır.Mezar taşları kaçırılan Ş.Ahmet El-Cezeri ile Hanşeref in mezarlarında bir kitabe bulunmamaktadır.

3-Mem-u Zin Türbeleri : Abdaliye Medresesi,Cizre Dağkapı Mahallesini mezarlığa bağlayan Cizre Surunun üzerinde kuruludur.Mem-u Zin türbeleri ise bu medresenin idare odalarının altında güneydoğu bölümündeki bodrumdadır.İçerde üç adet mezar bulunmaktadır.Zin,Bekir ve Mem e aittir.Mem-u Zin aşk olayı içinde ilahi bir aşk olan bir öyküdür.Bu aşk olayı Cizre Beyi Emir Zeynuddin döneminde Hicri:854 (1450-1451) yılında meydana gelmiştir.

4-Bateyi Türbesi : Beytüşşesap İlçesi Güneyyaka Köyü sınırları içinde Mevlit yazarı ve Şair –yazar Mella Hasan Bateyi ye aittir.

KASIRLAR :

1-Abdurrahman Ağa Kasrı : Şırnak İli Gazipaşa Mahallesinde bulunur.19.yüzyılda yaptırılmıştır.360 odalı olarak yapılmıştır.

2-Ağayısor Kasrı : Şırnak İli İsmetpaşa Mahallesinde bulunur.100 odalı olarak yaptırılmıştır.

3-Yusuf Ağa Kasrı : 20.Yüzyılda yaptırılmıştır.Şırnak ilinde bulunmaktadır.

4-Süleyman Ağa Kasrı : 20.Yüzyılda yaptırılmıştır.200 odalıdır.Şırnak ta bulunmaktadır.

5-Osman Ağa Kasrı : Şırnak,Gazipaşa Mahallesinde 60-70 oda olarak yapılan bir kasırdır. Şırnak’taki bütün kasırların ortak bir özelliği vardır.Bütün odalar genelde birbirleri ile bağlantılı-dır.Kapı üstleri kemerlidir.

6-Mehmet Ağa Kasrı: Cizre Dağkapı Mahallesinde Bayırağa sokakta bulunur.Bir kısmı siyah bazalt taştan,bir bölümü de beyaz kalker taştan yapılmıştır.Hamidiye Binbaşısı Fettah Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Köprüler

1-Yafes Köprüsü (Bazıbda Köprüsü): 1164 yılında Zengi Devleti nin veziri Cemaleddin İsfehani tarafından ikinci kez onarılmıştır.Şu anda Cizre köprüsü olarak adlandırılan bu eser,yıkıldıktan sonra bu zat tarafından tekrar yaptırılmıştır.Köprü şu anda Suriye tarafında kalmıştır. Köprü Cizre surlarının 2 km.mesafede olmakla beraber o zamanki Cizre nin bir mahallesi içindedir.12 adet burç üzerinde 8 gezegen kabartması bulunur.Dicle nehri solundan geçerse Suriye tarafında kalır.Şu anda su yönü Suriye tarafında kalmıştır.Köprünün üzerinde Ashabikehf (Uyuyanyatırlar) adları yazılıdır.İnsan ve hayvan figürleri ile süslüdür. İlkel anlamda Güneş doğduğunda her ayın başında değişik bir burca ilk ışıklarını vurur.Çok mahirane bir şekilde yapılmıştır.Üstün bir hesap ile mühendislik kullanılmıştır.

2-Akabin Köprüsü :İki tepe arasında bulunduğundan Arap döneminde köprüye Akabin Köprüsü denilmiştir.Fevzi ÇAKMAK Cizreye geldiklerinde köprüyü büyük onarıma aldırttığından bazıları Fevzi Çakmak köprüsü demişlerdir.İmadettih Zengi nin oğlu Kutbeddin Mevduthan (1159-1170) tarafından yaptırılmıştır.Üzerinde Aslan,oğlak figürleri bulunmaktadır.Köprü dört kemer ve iki göz üzerine inşa edilmiştir.Cumhuriyet öncesi ve sonrası yapılan onarımlarda köprü,üç büyük kemer ve iki göze İndirilmiştir.

3-Cizre Köprüsü : Eski dönemlerde bir ayağı yeni köprünün yanında diğer ayağı Cizre surlarının içinde olmak üzere bir köprü bulunmakta idi.Köprü yıkıldıktan sonra,1923 yılına kadar sallardan oluşan köprü kullanılıyordu.Bir çok sal ve sandal yanyana getirilip geçiş sağlanıyordu.Bunlar akşam düşmanlara karşı tedbir olarak çözülür.gündüz bağlanırdı.1968 yılında Cizre Köprüsü yeniden yapılmıştır.

4-Kasrik (Han Mahmut) Köprüsü(16.yy) : Şırnak iline bağlı Belde olan ve Cizreye 15 km uzaklıkta bulunan Kasrik (Meşeiçi) köprüsü buradadır.Bu köprünün Cizre beyi Emir Muhammet tarafından ikince kez onarıldığı ve ilk temellerinin Guti lerden kaldığı söylenmektedir.

5-Beyaz Köprü (Pıraspi): Uludere yolu üzerinde olup,yapılış tarihi bilinmemektedir

Surlar

1-Cizre Surları : Cizre Surları Gudi İmparatorluğu döneminde yapılmıştır.Hz.Nuh (A.S) Tufanından sonra Nuh Peygamberin Cizre de yattığını ve Nuh Gemisinin Cudi Dağında durduğunu ispat etmek üzere,CizreSurları “Gemi” şeklinde yaptırılmıştır.Nuh Nebi Camii nin 25 m batısında bulunan Tor Kapısı,Deşt Köprüsünün 25 m yakınındaki Deşt Kapısı geminin küreklerini gösterir. Surun tamamı siyah bazalt taştan yaptırılmıştır.Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığınca Cizre surları tescil edilmiş olduklarından,onarıma peyderpey geçilmiştir.Sur,zamanla savaşlarla yıkılmış Asurlular,Babilliler,Medler,Emevi ve Abbasiler dönemlerinde onarılmıştır.İslam döneminde Kuran-ı Kerim in tamamı surlara yazdırılmıştır. Sasani Hükümdarı Erdeşir Babekan (M.Ö..241-226) döneminde Cizre Sarayburnu kapısı Yaptırılıp,aslanlar ve kitabe konulmuştur.Nehirden Şırnak ve yaylalara burdan gidilirdi.Surun üzerinde çok sayıda burç bulunmaktadır.Dikdörtgen şeklindeki Belek Burcunu Cizre Beyi Şeref bin Muhammed bir Hanabdal yaptırmıştır.

2-Babil Suru : Babil Devletinin başkenti olan ve şimdi Cizrenin bir köyü olan Babil de bir uygarlık söz konusu idi.Hititlerin ve çevre milletlerin saldırıları sonucu Babilliler başkentlerini şimdiki Irak topraklarında kalan Babilonyaya götürdüler.3000 yıla yakındır bu eserler yağmalanmaktadır.Kala kala yer altındaki değerler ile Babil Surlarının temelleri kalmıştır.Bütün yontulmuş taşlar dahi kaçırılmış Cizre,Derik ve çevrede kullanılmıştır.Şu anda Babil Surlarının temelleri bellidir.

3-Finik Suru : Güçlükonak ilçesinin Cizre ve Dicle tarafında kalan bir köyü olan Damlarca köyünde bulunmaktadır.Dicle Nehri sahilinde doğal kalker taştan suru olduğu gibi diğer bölümlerde de sur izleri vardır.Timur 1401 yılında burayı Dicle tarafından topa tutmuşsa da sur yıkılmamıştır.Daha sonra dağ tarafından saldırıya geçmiştir.Surun içinde kale,zindan,oturma evleri,çeşitli bölümler vardır.Sur sınırları içinde bir bayan kabartma heykeli vardır.

4-Said Bey Kalesi Suru :Silopi İlçesi Aktepe köyü civarında Said Bey Kalesi etrafına çekilmiş surdur.Bir çok taşları çevre düşmanları tarafından tahrip edilmiş ve yuvarlanmıştır.

Çeşmeler

1-Timur Çeşmesi: İdil İlçe merkezinde olup,Timurleng tarafından yapıldığı rivayet edilmektedir .Tabiatına uygun olmayan bir restore çalışmasıyla günümüze kadar çeşme olarak kullanılmaktadır

Kiliseler

1-Meryem Ana Kilisesi : İdil Merkez İlçede bulunmaktadır.Suryani Kilisesi olup,Suryani ailelerinin çoğu ilçeyi terk ettiklerinden kilise faal değildir.

2-Öğündük (Maryohanna)Kilisesi: İdil İlçesine bağlı Öğündük köyündedir.Diğer bir adına Sabriyel kilisesidir.Köyün tamamı süryani olduklarından kilise tam faal durumdadır,

3-Çağlayan Kilisesi: Cizre İlçesine bağlı Çağlayan Köyünde olup,köy tamamen boşalmış olduğundan faal değildir.

4-Dera Kilisesi : Şırnak Meşeiçi köyüne bağlı Dara mezrasında olup,mezranın tamamen boşalması nedeniyle faal değildir.

5-Maraday Kilisesi: İdil ilçesi Başak köyünde bulunmaktadır

Diğer Bilgiler

ŞIRNAK

 

Area: 6.904 km²

 

The province of Şırnak is located in the Southeastern Anatolian Region, at the borders of Syria and Iraq. The Cudi Mountain, the ancient city and the caves are laces which worth visiting.

 

Districts: Şırnak (center), Beytüşşebap, Cizre, Güçlükonak, İdil, Silopi, Uludere.

 

 How to Get

 

It is possible to reach to the province of Şırnak via highways from all around the country.

 

 Where to Visit

 

The major localities for visiting purposes in the province of Şırnak are the Cudi Mountain, Kasrık Strait and Saint Nuh Mausoleum and Mem-u Zin Mausoleum in Cizre province.

 

 Geography

 

The dominant climate in Şırnak province varies depending on the regions of the province. The dominant climate at the higher sections of the province is the severe terrestrial climate while normal terrestrial climate is effective at the other sections of the province.

 

 History

 

Şırnak was at the status of a village during the Ottoman period and become a district in 1927 connected to the province of Siirt and finally become a province in 1990.

 

 What to Buy

 

Tourism Facilities Data Base Updating Project is still in progress.Upon the end of the current process some of the shortcomings related to Tourism facilities and regarding information will be removed.

 

 Don't Leave Without

 

- Visiting Cudi Mountain,

 

- Visiting Saint Nuh Mausoleum and Mem-u Zin mausoleum

 

- Visiting Kasrık Strait

 

 Sites

 

Registered Immobile Cultural and Natural Heritages in Şırnak

 

Sites

 

Archaeological Sites: 1

Urban Sites: -

Natural Sites: -

Historical Sites: -

Total: 1

Cultural (at Single Construction Scale) and Natural Heritages: 23

 

TOTAL: 24

 Contact Information

 

Governorship : (+90-486) 216 10 97

Municipality : (+90-486) 216 12 05

Hospital : (+90-486) 216 13 61

Police : (+90-486) 216 40 01

Gendarme : (+90-486) 357 20 66

Provincial Directorate : (+90-486) 528 71 03

 

Provincial Cultural Directorate

Tel: (486) 216 20 89 Fax: (486) 216 15 52